New York’ta sokakta Türk baklavası satan Jacob Komarow, 2021’de bir konserde üç tepsiyle başlayan işini şehrin tanınan markalarından birine çevirdi. CNBC Make It’in 11 Eylül’de işletme belgelerine dayanarak yayımladığı habere göre Good Baklava dokuz aylık dönemde ayda ortalama 20 bin doların üzerinde satış yaptı, en güçlü ayında ciro 70 bin dolara yaklaştı.
İşin kalıcı bir dükkânı yok. Komarow baklavayı sokakta, kamyonetin arkasından, geçici standlarda ve internetten satıyor. Tepsiler Gaziantep’teki ticari bir fırından aylık konteyner sevkiyatıyla pişmemiş hâlde geliyor, New Jersey’deki ticari fırında pişiyor ve Brooklyn’deki dairede paketleniyor. Pazarlama, paketleme ve stand işleri için 11 yarı zamanlı çalışan var.
Ciro aydan aya sert dalgalanıyor. Aralık 2025’te tatil siparişleri ve Union Square Holiday Market’teki geçici satış noktası sayesinde satış 70 bin dolara yaklaştı; ocak ayında 10 bin doların altına indi. Şirketin verilerine göre haziran ayından bu yana aylık ciro yeniden 20 bin doların altına düşmedi. Komarow 2026 sonunda kendine ayda 4 bin dolar ödemeyi planlıyor; bu, işi kurduğundan beri alacağı ilk maaş olacak.
Markanın kırılma noktası Knicks’in şampiyonluk yürüyüşü oldu. Mayıs ve haziranda Madison Square Garden’ın önünde taraftara ücretsiz baklava dağıtan Komarow’un videoları milyonlarca kez izlendi; New York Times haziran başında onu profille yayımladı. Komarow, Times yazısının “bir baklava yangını” başlattığını söylüyor. Ardından US Mobile ve Acme Smoked Fish gibi markalar iş birliği için aradı, Instagram kitlesi bir gecede yüzde 20 büyüdü.
Komarow Türk baklavasıyla 2022’de New Jersey’in Paterson kentinde bir Türk satıcıda tanıştı; 2024’te Gaziantep’teki üreticiyle doğrudan çalışmaya başladı ve tedariki “sınırsız baklava” diye anlatıyor. Kendi baklavasını 40 kat hamur, ince çekilmiş Antep fıstığı ve limonlu hafif şurupla tarif ediyor, cevizli ve ballı Yunan baklavasıyla karıştırılmamasını istiyor. Sokakta üç dilim 10 dolar, yedi dilim 20 dolar; festival gibi pahalı alanlarda üç dilim 15 dolara çıkıyor.
Gaziantep’ten Brooklyn’e uzanan bu tedarik hattı, Türk ürünlerinin küresel vitrine çıkma hattının mutfaktaki karşılığı: CES 2026’da yerli girişimler de aynı vitrin arayışındaydı.
Büyüme izinsiz satışın gölgesinde ilerliyor. Komarow parklarda ve festivallerde belediyenin satış ruhsatı olmadan çalıştığını, polisin zaman zaman alanı terk etmesini istediğini ama bugüne kadar ceza almadığını söylüyor. Tatil pazarındaki stant için gereken izin ve sigorta belgeleri maliyete eklenen kalemler oldu. New York sokak ekonomisi sıkı kurallarla çevrili: şehrin teslimat yasası teslimatçıların çalışma modelini bu yıl yeniden tartışmaya açtı.
Komarow yatırımcı arayışını ve kalıcı bir dükkânı düşünüyor, ama işin spontane tarafını kaybetmek istemiyor. “Bir dükkân olursa harika, 300 dükkân olursa daha da iyi” diyor ve ekliyor: “Bir bitiş hedefim yok, sadece ileri götürmek istiyorum.”
Rapor: CNBC Make It — NYC’s ‘Baklava Guy’ brings in $20K/month selling Turkish pastries
