Ortadoğu’da İsrail–İran savaşı, son günlerde kritik bir eşiği geçti. ABD ve Israel’in Iran’a yönelik koordineli hava saldırılarının ardından, Reuters’a göre İran’ın en üst siyasi otoritesi Ayatollah Ali Khamenei bu saldırılarda hayatını kaybetti; Tahran’da bir “liderlik konseyi” geçici yönetimi devraldı.
İsrail Savunma Bakanı Israel Katz, saldırıları “İsrail Devleti’ne yönelik tehditleri ortadan kaldırmak için başlatılmış önleyici operasyon” diye tanımladı. İran ise saldırıyı “hukuksuz ve sebepsiz bir agresyon” olarak nitelendirip İsrail topraklarına balistik füze ve insansız hava aracı saldırılarıyla karşılık verdi.
Son dalgada, İran’dan atılan bir füzenin Jerusalem yakınlarında bir yola isabet etmesi sonucu en az altı kişinin yaralandığı bildirildi. İsrail acil yardım servisi Magen David Adom, pazar gecesi yaşanan olayda bazı yaralıların durumunun ağır olduğunu açıkladı. Aynı saatlerde Tel Aviv ve Kudüs genelinde sirenler çaldı, hava savunma sistemleri birçok füzeyi havada imha etti.
Tahran’da ise ABD–İsrail saldırılarının ardından birçok askeri ve altyapı tesisinin hasar gördüğü, başkentteki bazı bölgelerde enerji ve iletişim kesintileri yaşandığı bildiriliyor. İran yönetimi, Khamenei’nin ölümünün ardından rejimin “istikrarlı” olduğunu, yeni liderlik konseyinin hem askeri operasyonları hem de iç güvenliği koordine ettiğini savunuyor.
Uluslararası tepkiler ise sert. Avrupa Birliği ve Birleşmiş Milletler, taraflara itidal çağrısı yaparken, bazı bölge ülkeleri savaşın Hürmüz Boğazı ve enerji arzı üzerinden küresel ekonomiye yayılabileceği uyarısında bulunuyor. ABD iç siyasetinde de özellikle sivil kayıp riski ve askerî angajmanın derinleşmesi nedeniyle tartışmalar artıyor.
Böylece İran–İsrail hattındaki 12 günlük hava savaşı sonrası başlayan son saldırı dalgası, yalnızca bölgesel dengeleri değil, küresel enerji fiyatlarını, güvenlik harcamalarını ve savunma odaklı yapay zekâ projelerini de doğrudan etkileyecek yeni bir çatışma fazına işaret ediyor.