Türkiye İtibar Akademisi (TİA) tarafından yürütülen Türkiye İtibar Endeksi (TİE) 2026 sonuçları açıklandı. Endeks, bu yıl 15. kez yayımlandı ve savunma sanayiinden yazılıma, tasarruf finansmandan lojistiğe kadar 43 farklı sektördefaaliyet gösteren kurumların toplum nezdindeki itibar performansını ölçtü.  

Çalışma, 15–31 Aralık 2025 tarihleri arasında CATI (Bilgisayar Destekli Telefon Görüşmesi) yöntemiyle gerçekleştirildi. NUTS 2 bölge sınıflamasına göre Türkiye’nin 26 alt bölgesinden rastgele seçilen 15.000 kişiyle telefon görüşmesi yapıldı. Böylece endeks, Türkiye genelinde coğrafi olarak dengeli bir örneklem üzerinden “kurumsal güven fotoğrafı” çıkarmayı hedefledi.  

TİA Başkanı Özüm Acar, bu yılki sonuçlara ilişkin değerlendirmesinde itibarın artık yalnızca algı yönetimi değil, şirketler için stratejik bir kaldıraç haline geldiğini vurguluyor: Kurumların sürdürülebilirliği, krizlere dayanıklılığı ve geleceğe hazırlık kapasitesinin büyük ölçüde toplumdaki güven düzeyine bağlı olduğunu; TİE’nin de 15 yıldır bu güven ilişkisinin veriye dayalı haritasını çıkardığını ifade ediyor.  

Endekse göre, “En İtibarlı Markalar” kategorisinde alfabetik sırayla öne çıkan kurumlar arasında Arçelik, Aselsan, Baykar, Bosch, Eti, Koç Holding, Sabancı Holding, Türk Hava Yolları, Ülker ve Vestel yer alıyor. Otomotivden bankacılığa, beyaz eşyadan e-ticarete kadar pek çok segmentte her biri alfabetik sırayla listelenen marka grupları, hem geleneksel oyuncuların hem de yeni nesil dijital platformların toplum nezdinde nasıl konumlandığını gösteriyor.  

Yeni eklenen sektörler de önemli: Savunma sanayi ve yüksek güvenlik teknolojileri, tasarruf finansman, yazılım geliştirme ve bilişim ile lojistik ve tedarik zinciri yönetimi, ilk kez 2026 endeksine dahil edildi. Böylece hem Türkiye’nin sanayideki dönüşüm alanları, hem de dijital ekonominin kritik segmentleri, itibar perspektifinden daha yakından izlenebilir hale geliyor.  

Acar’a göre TİE, kurumlara yalnızca “sıralama” sunmakla kalmıyor; güçlü yönler, gelişime açık alanlar ve potansiyel itibar riskleri konusunda da veri sağlıyor. Bu da iletişim stratejisinden kriz yönetimine, yatırımcı ilişkilerinden insan kaynağına kadar pek çok alanda veri temelli yol haritası çıkarmayı mümkün kılıyor. Türkiye açısından ise 15 yıllık süreklilik, artık “kurumsal itibar hafızası” anlamına geliyor; yani sadece bugünün fotoğrafı değil, önümüzdeki dönemde nasıl bir güven ilişkisi inşa edilmesi gerektiğine dair referans seti.

Share.
Exit mobile version