Thomson Reuters Foundation’ın AI Corporate Data Initiative (AICDI) kapsamında 1.000 şirket üzerinde yürüttüğü çalışma, yapay zekâ yatırımları ile bu yatırımları yönetecek kurumsal çerçeveler arasındaki farkın hızla açıldığını ortaya koyuyor. Araştırmaya göre, şirketlerin %48’i bir AI stratejisi veya yönergesi olduğunu söylerken, bunların önemli bir kısmı “etik, güvenli, güvenilir” gibi kavramları raporlarına koyuyor; ancak bu prensiplerin hayata geçirilmesinde ciddi bir boşluk var.
Veriler birkaç çarpıcı noktanın altını çiziyor:
- AI stratejisi olan şirketlerin %71’i, prensip seviyesinde “etik” veya “güvenli” AI’dan söz ediyor;
- Buna karşın %97’si, AI sistemlerinin enerji tüketimi ve karbon ayak izi gibi çevresel etkilerini karar süreçlerine dahil etmiyor;
- Yönetim seviyesinde AI’dan sorumlu bir yapı olduğunu söyleyenlerin oranı %76, ancak AI politikasını çalışanlarıyla gerçekten paylaşan ve onayını alanlar yalnızca %41.
Bölgesel dağılım da dikkat çekici. Avrupa, Orta Doğu ve Afrika’daki şirketler, özellikle AB’nin yaklaşan AI Actdüzenlemesi sayesinde politika yayınlama ve özel AI yönetişim ekipleri kurma konusunda önde görünüyor. Buna karşılık, küresel AI inovasyon merkezlerinden biri olmasına karşın, Amerika kıtasında faaliyet gösteren şirketlerin yalnızca %38’ikamuya açık bir AI politikası yayınlamış durumda. Bu fark, orta vadede rekabet dezavantajına bile dönüşebilir.
Sektörel olarak bakıldığında; finans, iletişim ve bilgi teknolojileri şirketleri, “sorumlu AI takımları” kurmada enerji ve hammadde sektörlerine göre belirgin şekilde daha ileride. Bu da tüketici verisiyle birebir çalışan sektörlerin regülasyon ve itibar baskısını daha erken hissettiğini gösteriyor.
Yatırımcı tarafındaki resim ise daha da net. S&P 500 şirketlerinin %72’si, 2025 itibarıyla yıllık raporlarında en az bir “maddi AI riski” açıklamış durumda; bu oran 2023’te yalnızca %12 idi. Yani iki yılda 6 katlık bir sıçrama söz konusu. Üstelik, en sık belirtilen riskin regülasyon veya siber güvenlik değil, “AI projelerinin vaat ettiği değeri üretememesi ve itibar riski yaratması” olması da dikkat çekiyor.
Kısacası tablo şu: Kurumsal AI kullanım eğrisi hızla yukarı giderken, yönetişim ve ESG entegrasyonu yavaş ilerliyor. Bu da hem düzenleyici otoritelerin, hem de kurumsal yatırımcıların gündeminde “AI yönetişimi”ni ayrı bir yatırım ve risk sınıfı haline getiriyor. Araştırma, şirketlerin önümüzdeki dönemde AI denetimleri, çevresel etki raporlaması, insan hakları ve önyargı analizi gibi alanlarda çok daha somut adımlar atmak zorunda kalacağını gösteriyor.



